Sabah sabah kavga eden karı koca gürültüsüyle uyandım. Bir küfür salladım ikisine de. Gece çok içtim ve uyumak istiyordum. Başımın ağrısı ensemde bir ağırlık oluşturmuş yatağa bastırıyordu beni. Uyanmama isteğimin tek sebebi fazla içmem değil, uyurken insanın hatırlamamasıdır. Son birkaç aydır hatırlamamam gereken o kadar çok şey yaşadım ki. Sadece uyumak ve unutmak istiyordum.
Kavga gürültüsü kesilmişti. Tatlıya bağlandığını düşündüm. Çocuklarının ceplerine harçlık koyup okula yolladıklarını ve şimdi de sevişiyor olduklarını hayal ettim. Tam mutsuz bir adamın mutlu hayallerini sonlandırıp, unutmak için uyumak üzereydim ki kapı çaldı. Ağrılı başıma zil sesi fazla geldi. Kulaklarım çınladı. Güçlükle yerimden kalktım. Başım dönüyordu. İçimin bulanmamasına memnun oldum. Gelen Aydın'dı. "Gün Aydın!" şakasına gülecek halim olmadığından ve aramızdaki samimiyet bu tip durumlarda zoraki sırıtışlara gerek bırakmadığından, aynı somurtkan ifadeyle "girsene" dedim ve yatağa döndüm.
- "Erken mi geldim?"
- "Uyumuyordum zaten"
- "Yine mi içtin dün gece? Berbat görünüyorsun!"
- "Biraz fazla kaçırmışım."
- "Ne zaman toplanacaksın? Kendine gel artık kaç ay oldu?"
"Senin için demesi kolay" diye içimden geçirdim, ama sustum. Konuyu kapatmak için uzatmadım. O an konuşmak değil, sadece uyumak istiyordum. Uyumak ve unutmak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder