27 Şubat 2008 Çarşamba

VE İŞTE KARŞINIZDA MUHALİF BÜLENT!YENİ ÇIKTI!TÜM MÜZİK MARKETLERDE!



Bülent Ersoy herkesten farklı bir şey söyledi.Ve bu memlekette farklı bir şey söyleyenlere ne oluyarsa,O'na da aynı şeyler oluyor.

Hakkında 'askerlikten soğutma' davası açıldı.RTÜK star tv yöneticileriyle Bülent Ersoy'u konuşmuş.Bu durumdan star tv yöneticileri de rahatsızmış.

Akşam kanal 1 haberde Fatih Altaylı ve tarihçi Murat Bardakçı bu konu hakkında konuşuyorlar.Fatih Altaylı çirkin artniyetiyle ''acaba'' diyor ''yasaklı olduğu dönemden kalma bir asker düşmanlığı mı var?'' Hadi buyrun bakalım.Fatih Altaylı ve tabi diğer savaşganlar lince taraftar topluyorlar.İstiyorlar ki illa herkes savaş çığırtkanlığı yapıp,skor takip etsin.İstiyorlar ki kimse 'çocuklar ölmesin' demesin.Murat Bardakçı'ya ne demeli?'Bülent Ersoy bugün TRT'nin sınavına girse kazanamaz' diyor.'Şarkıları kötü söylüyor' diyor.Bülent Ersoy iyi mi kötü mü tartışılır da tarihçi Bardakçı nasıl böyle kesin konuşuyor müzik konusunda.Hem bu konuyla o konunun ne ilgisi var? Ne sallarsanız kar mı? Bu bir ceza mı?Sizin gibi düşünmeyeni silmeye çalışmak mı?

Zaten biz de popüler sanatçılar ne biliyim böyle rockçılar falan çok ses çıkarmaz.Politikaya karışmaz.Belki bir albümde bir şarkıda ABD'ye sallar,e onu zaten herkes yapıyor memlekette.Bir Mor ve Ötesi vardı ama şimdi onlarda 'ülke temsilinde'.Bülent Ersoy 40 yılın başında akıllı bir laf etti.O bile iyi geldi bize.

Napalım?

O kadar az ki artık ölüm istemeyen,

Bir kişi,bir kişidir önünde sonunda...

Konuş be Bülent Abla!

23 Şubat 2008 Cumartesi

GÜNEŞ'İ KARIŞTIRMAYIN BU İŞE,GÜNEŞ BARIŞA YAKIŞIR


''Eminim şimdi Kasım da, mezarında rahat uyuyordur ve Genelkurmay’a harekata Güneş adını verdiği için teşekkür ediyordur.''
Kasım mezarında rahat uyumuyor.Çünkü üstüne attıkları toprağa hala kan karışıyor.Kan durmuyor!Kasım bir jandarma onbaşısıydı.Şırnak'ta Küpeli dağında şehit oldu.Kızı Güneş babasının arkasından ağlıyor ayakları çıplak.Devlet için ölmüş babası,ama bir ayakkabı bile vermemiş aynı devlet ona.Belki acısı üzerine dalga geçer gibi hediye etmiştir bir çift ayakkabı,lakin şimdi de babası yoktur.Ve yine aynı Devlet Kuzey Irak'a düzenlediği operasyona Güneş adını vermiş.Kasım mezarında rahat uyumuyor ve teşekkür falan da etmiyordur eminim.Kasım Güneşini görmek istiyordur.Güneş de ayakkabı istemiyordur artık,inadına çıplak ayaklarla basmak istiyordur toprağa,kendi adını taşıyan operasyonda şehit olmuş 5 askerin kimbilir çocuklarıyla birlikte hatta.Şimdi belki içgüdüseldir istekleri ama bırakalım bassınlar toprağa yalınayak.Belki daha iyi anlarlar bizden olup biteni,çözüm getirmeyen ve hatta düğüm atan üstüne üstlük, bu ölümlerin nedensizliğini.Belki daha iyi anlarlar, kanın karıştığı toprakların soğukluğunu ayaklarında hissederlerse.Ve ilerde,kendi çocukları hissetmesin çıplak ayaklarında aynı soğuğu diye belki onlar çözerler bu düğümü.Görülüyor ki bizler,büyükleri bir halt beceremeyeceğiz.
Umuyorum ilerde ısıtacak bu toprağı GÜNEŞ ve arkadaşları...

21 Şubat 2008 Perşembe

ÇOCUK KARYOLASI

karyolada daha önce yatmış olanlar ya da
şu an bu satırları okumak suretiyle ilk defa yatanlar!
bildiğiniz,siz yeni yatanların da göreceği üzere karyolada 'çocuk karyolası' adında bir bölüm var.
bu bölüme ben çocukken yaptığım,sandığım,yaşadığım 'salaklıkları' yazıyorum.Ve diyorum ki siz de çocukken yaptığınız,sandığınız,yaşadığınız(tabi dahi falan değilseniz) 'salaklıkları' iyiler_siyah_giyer1810@hotmail.com.tr adresine sadece isminizi yazarak gönderin,ben de 'çocuk karyolası' bölümünde yer veriyim.hep beraber okuyarak eğlenelim!

mesele sadece eğlenme de değil,çocukluğunuzla yüzleşin!
'ben konuşmayı da okumayı da erkenden öğrendim,aman çok zekiydim,yaramazdım,fırlamanın önde gideniydim' yalanlarını bir kenera bırakın!

bakmayın siz bütün ebeveynlerin 'ay benim oğlan/kız da çok fırlama,çok fena,yandık valla büyüyünce kim bilir ne olur bu' diyerek çocuklarını övdüklerine,aslında bütün çocuklar biraz 'salak'tır!

valla...

18 Şubat 2008 Pazartesi

DİPLOMATİK RAMBO FİLMİ!

Bugün Charlie Wilson'ın Savaşı(Charlie Wilson's War) filmini izledim.Film Amerikan propagandası yapan tipik hollywood filmlerinden(Rambo'nun diplomatik hali!).1980'ler...İki dev Sovyetler Birliği ve Amerika 'soğuk' bir savaşın içindeler.Sovyetler Birliği Afganistan'a girmiş.Kızıl Ordu'yla Afgan Mücahitler savaş halinde.Amerika el altından mücahitleri destekliyor(tabi filmde Usame bin Ladin'den hiç bahsedilmiyor.)Filmin afişinde de dediği gibi sıradışı senatörümüz Charlie(Tom Hanks) bir 'alem'deyken(kızlar,kokain,havuz falan) haberlerde mücahitlerle ilgili bir haber izliyor ve bu konu ilgisini çekiyor,zira kendisi ülkesine bağlı bir siyasetçi ve dolayısıyla bir anti-komünist.Bundan sonra anlatılan Amerika'nın Wilson sayesinde mücahitlere desteğini artırması(silah yardımı) ve mücahitlerin Kızıl Ordu'yu yenmesi.İşin içinde Teksas'ın en zengin kadını(Julia Roberts),CIA(ajan rolünde Hoffman),İsrailli bir silah tüccarı da var tabi. Filmde senatörümüz durumu görmek için Pakistan'a gidip,Pakistan Cumhurbaşkanı'yla görüşüyor ve Afgan mülteci kamplarını ziyaret ediyor.Orda yaşanan tradejiyi görüp(açlık,sakat kalan çocuklar vs.) duygulanıyor ve bu işe daha sıkı sarılıyor.Tabi Sovyetlerin yaptıklarını haklı göstermek istediğim gibi bir şey anlaşılmasın ama o sahneler sırasında duygulanan Amerikalı,bana Irak savaşında Amerika'nın benzer şeyleri Iraklı'lılara yaşattığını hatırlattı.Ve filmde hafiften verilen mücahitlere 'insanlık adına da yardım edildi' mesajı pek inandırıcı gelmedi.Filmin sonunun Wilson'un Afganlılara savaşı kazandırdık eğitim için de yardım edelim,okul falan yapalım önerisi kabul görmeyip yine Wilson'un ''Bir şeyler oldu, şanslılardı ve dünyayı değiştirmişlerdi,sonra oyunun sonunu mahvettik."sözleriyle bitmesi bu filmi Amerikan propagandası yapan bir film olmaktan kurtaramıyor.Ve bir filmin gerçekleri saptırıp Amerikan propagandası yapması benim o filmi 'kötü' diye nitelememe yeter de artar bile!

16 Şubat 2008 Cumartesi

BÜYÜKANIT'A MEKTUPLAR

Adı Gizem.İlköğretim sekizinci sınıfa gidiyormuş.Kendisi bugünkü gazetelerde haberdi.Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'a bir mektup yazmış.Bu kadar çok sorun varken gündemin türbanla meşgul olmasından rahatsız olduğunu belirttiği mektubunda diyor ki;''Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün kemikleri sızlamasın, üzülmesin. Bu millet bizim gibi insanlar olduktan sonra her şeyin üstesinden gelir. Biz birbirimize bağlı, Atatürk’ün yolunda ilerleyen bir milletiz. Gerekirse savaşa da giderim. Yeter ki vatan sağ olsun."Bu aralar Büyükanıt'a vatanperver mektuplar göndermek moda oldu.Geçenlerde hatırlarsınız kanlarından bayrak yapıp göndermişlerdi paşaya öğretmen olmak için okuyan gençler.Paşa da duygulanmıştı.Kanlarından bayrak yapan öğretmen adayları ilerde belki Gizem'in öğretmenleri olacaklar.Gizem mektubunda ne kadar kendi düşüncelerini yazdı bilmiyorum ama bu yaşta ağzında vatan için ölmek var.İlerde kanlarından bayrak yapan öğretmenlerin öğrencisi olduğunda sanmıyorum öğretmenlerinin O'na;''Bir şeyi sevebilmek için yaşaman lazım.Gerekirse ölünür,ama ölüm bir gereklilik haline geliyorsa,ki bu topraklarda gelmiştir.O zaman o topraklarda akıl,sağduyu,sevgi eksiktir.Senin ağzına savaş yakışmıyor.Sen barıştan söz et çocuk.''desinler.Ya da mektubu gönderdiği Büyükanıt'ın...Paşa yine duygulanır sadece.Hadi diyelim o asker.Ya ilerde öğretmenlik yapacak o gençler?Ya daha küçücük çocuğun 'savaşa giderim' demesini normal karşılayıp,överek haber yapan gazeteciler?Ya Gizem'in ailesi?
Biz asker millet miyiz?
Bu kadarı da fazla!
Barıştan söz eden yok mu?

15 Şubat 2008 Cuma

TEYZE

Bir devlet üniversitesinde parasız(!) okuyan ben dün har(a)cımı yatırmaya bankaya gittim.Sıra beklerken karşıda yine benim gibi sıra bekleyen iki amca hararetli bir şekilde 'türban'ı tartışıyorlardı.Onlar türbanı tartışırken,yanda başı örtülü bir teyze(türbanlı değildi,gata modelini benimsemiş bir teyze) kulak kabartmış onları dinliyordu.Heralde amcalar başörtüsü falan deyince,iki tane adamın kafasına taktığı şey hakkında ne konuştuklarını merak etti teyze.Lafa karışır mı dedim,ama konuşmadı.Bir müddet dinledi sonra pek ilgilenmedi.
'Aç diyen de kapa diyen de adam,
Böyle bağlasalar daha iyi olur diyen adam,
Bağlamışsın ama altına kot giymişsin olmaz diyen adam,
Kendi her boku yiyip,sonra namus cinayeti işleyen adam,
Siyasi rantı için kadını kullanan büyük adamlar,
Ya da sadece kullanan adamlar...
Susun ya iki dakka bıktık sizden ulan!' dese Teyze, ben o Teyzeyi yılın Teyzesi seçer.Yıl boyunca sebepli sebepsiz yere büyük harfle başlayan Teyze yazardım bloguma.
Kadınlar da teyze gibi sadece dinliyorlar.Konuşmuyorlar!
Şuçlusu kim?
Gene adamlar!
ya işte böyle teyze...

13 Şubat 2008 Çarşamba

İTTİFAKLAR

Hangi ittifak yarar bize?

AKP-MHP ittifakı İslamcı,görüyoruz.

CHP-MHP ittifakı faşist,gördük şeçimlerde.

Gerekli olan yeni bir şeçenek,tüm sorunlarımız için,başka bir yol.

Aramalı,yaratmalı...

Benden tüm liberallere,İslamcılara,faşistlere güzel bir rumeli türküsü

Bu ittifaklar bize dar gelir.

E safiye'ye de KARYOLA!..

10 Şubat 2008 Pazar

RÜYADA KARYOLA

Rüyada karyola gören kimse iş nedeniyle sürekli seyahate gideceği anlamına gelir. Yol anlamına gelir. Rüyada karyola görmek çok hayırlıdır. Bir karyolanın üzerine oturdugunu gören, bekarsa evlenir, evli ise murad ne ise olur. Eşi hamile ise erkek çocuk doğurur. Üzerinde yatak olmayan bir karyola üzerine oturduğunu gören, yola gider. Hasta ise ölür. Karyolasının kırıldıgını görenin itibarı elinden gider. Veya eşinden ayrılır. Ebu Sait El-Vaize göre; rüyasında üstüne oturduğu karyolanın yürüdüğünü görenin işleri yolunda gider. Karyola üzerinde oturmak, üyeleri huysuz olan bir ailenin reisi olmaktır.

(YAKINDA YAZMAYA BAŞLIYORUM!)
Önemli Not:Bu blog bir rüya tabiri blogu ya da cinsel içerikli bir blog değildir. Adına bakıp aldanmayınız. Sabrediniz. Gönül rahatlığıyla karyolaya yatınız.

KARYOLA

önce şehvet olacak içinde
sonra zirveden düşen bir çığ gibi
yamaca düşecek
amaca yönelik kullanım artacak
zamanla sıcak bir sığınak olacak bize

belli de olmaz,sen de ben de
kesin değiliz bu denklemde

yatak diyorlar şimdilerde
yatmaktan geliyor kelime
güzel de
dedim ya bu konunun
yatmakla ilgisi yok
zirveden düşen bir çığ gibi
yamaca düşecek

kar
karyola...


(YAKINDA YAZMAYA BAŞLIYORUM!)