9 Temmuz 2011 Cumartesi

UYUMAK VE UNUTMAK


Sabah sabah kavga eden karı koca gürültüsüyle uyandım. Bir küfür salladım ikisine de. Gece çok içtim ve uyumak istiyordum. Başımın ağrısı ensemde bir ağırlık oluşturmuş yatağa bastırıyordu beni. Uyanmama isteğimin tek sebebi fazla içmem değil, uyurken insanın hatırlamamasıdır. Son birkaç aydır hatırlamamam gereken o kadar çok şey yaşadım ki. Sadece uyumak ve unutmak istiyordum.

Kavga gürültüsü kesilmişti. Tatlıya bağlandığını düşündüm. Çocuklarının ceplerine harçlık koyup okula yolladıklarını ve şimdi de sevişiyor olduklarını hayal ettim. Tam mutsuz bir adamın mutlu hayallerini sonlandırıp, unutmak için uyumak üzereydim ki kapı çaldı. Ağrılı başıma zil sesi fazla geldi. Kulaklarım çınladı. Güçlükle yerimden kalktım. Başım dönüyordu. İçimin bulanmamasına memnun oldum. Gelen Aydın'dı. "Gün Aydın!" şakasına gülecek halim olmadığından ve aramızdaki samimiyet bu tip durumlarda zoraki sırıtışlara gerek bırakmadığından, aynı somurtkan ifadeyle "girsene" dedim ve yatağa döndüm.

- "Erken mi geldim?"
- "Uyumuyordum zaten"
- "Yine mi içtin dün gece? Berbat görünüyorsun!"
- "Biraz fazla kaçırmışım."
- "Ne zaman toplanacaksın? Kendine gel artık kaç ay oldu?"

"Senin için demesi kolay" diye içimden geçirdim, ama sustum. Konuyu kapatmak için uzatmadım. O an konuşmak değil, sadece uyumak istiyordum. Uyumak ve unutmak...

7 Temmuz 2011 Perşembe

AYRILIK


Biraz suskundu. Her zamankinden biraz fazla suskun. Nedenini hiç belli etmiyordu. Gözlerinin ortasına kocaman bir boşluk yerleştirmişti, ses tonuna bir tokluk. Suskunluğunu ele verecek hiç bir belirti yoktu. Saklıyordu kendini. Sorularıma cevapları netti. O kadar ki kendimde soru sormaya devam edecek güç bulamıyordum. Verdiği her cevapta yeniyordu beni. Artık "neden buradayım?" sorusunu kendime sormaya başlamıştım. Bir adım sonrası "gitmeliyim" olacaktı.

Kapıyı yavaşça çektim. Kapının bu kadar sessiz kapanmasına şaşırmıştım. Merdivenleri koşar adım indim. Biran önce çıkmak istiyordum, dışarıda havayı içime çekmek, boğulacak gibiydim. Sorularımın yanıtsız kalışı canımı sıkmıştı. Oysa geniş cepheli, yüksek, yeni ve aydınlık bu apartmana gelirken mutsuzluğumu gidereceğimi umuyordum. Ama şimdi, biraz daha kalsam sanki üzerime devrilecekti duvarlar.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

DUVAR


Alışkın değilim ağlamasına babamın
Gülüşü de hoyrat bir ekim rüzgarıdır
Ey! Gemilerini yakıp geri dönmeyen Arap general
Huzur yok nicedir doğduğun topraklarda
Ağlayışın babam gibidir mutlaka