13 Temmuz 2009 Pazartesi

TEMELKURAN'IN DEĞİŞİM KORKUSU


Hepimizin gördüğü gerçek şu: Türkiye değişiyor! Bu değişimi nasıl okuduğumuza bağlı olarak ya korkuyoruz ya da az da olsa umutlanıyoruz. Ece Temelkuran da bana kalırsa Türkiye’de olup biteni yanlış okuyup korkuya kapılanlar arasında. 26 Haziran Cuma günü Milliyet’te yazdığı ‘Sistem Seni İstemiyor’ adlı yazısında bu korkunun izlerini görmek mümkün. Temelkuran yazısında ‘…Bir insan modeli yaratılıyor ve Batılı, laik, demokratik değerlerle yetiştirilmiş insanları sistem kusmaya hazırlanıyor. Bu, bütün meslekler ve bütün toplumsal sınıflar için geçerli. Sistem, bizi kusuyor. …Türkiye, başka bir ülke olacak. Kimileri “Rejim elden gidiyor” diye yerinebilir, “Bizimkiler, Allah’ın izniyle, yönetici pozisyonlara geldiler” diye övünebilir. Doğruya doğru, şu anda üstte olan ‘pehlivan’ ılımlı İslam ya da daha genel anlamda totaliter bir muhafazakârlık. Durumu nasıl okursanız okuyun sonuç şu: Bu cumhuriyet, yatırım yaptığı ve desteklediği insan tipini değiştiriyor…’(İtalikler bana ait) diyor.

En sonda söylemem gerekeni başta söylemem gerekirse, Temelkuran’ın olumsuzlayarak söylediği ‘Bu cumhuriyet, yatırım yaptığı ve desteklediği insan tipini değiştiriyor’ cümlesi, eğer öyleyse ki bence henüz böyle bir durum yok maalesef, çok olumlu bir şeyi ifade ediyor. Keşke cumhuriyet yatırım yaptığı insan tipini değiştirebilse, çünkü ‘sistem’in yarattığı insan tipi çok ta matah bir insan tipi değil. Temelkuran cumhuriyetin bugüne kadar ‘Batılı, laik, demokratik değerlere’ sahip insanlar yetiştirdiğine inanmaya devam ededursun, ‘sistem’in yetiştirdiği ya da yetiştirmek istediği insan tipinin çarpık laiklik anlayışı ve demokrasiyi ne kadar içine sindirdiği ortadadır. Bu ‘sistem’ baştan beri ne laiktir ne de demokratiktir. Durum buyken bu sistem hiçbir zaman Temelkuran’ın söylediği gibi bir insan tipi yetiştirmemiştir. Resmi söylem elbette böyle bir insan tipini yetiştirdiğini iddia etmiştir ama gerçekte böyle bir durum yoktur.

Peki, olan nedir? Temelkuran’ı korkutan nedir? Başta da söylediğim gibi Türkiye’nin değişmesidir, sistemin değişmesidir. Sistem bu güne kadar tek tip, devletçi-milliyetçi, militarist bir insan tipi yaratmak istedi. Bu insan tipinin kimliğini de Türk-Sünni Müslüman olarak belirledi. Geriye kalan tüm kimlikleri ve ideolojileri boğdu. Tartışılmaz tabular yarattı ve tüm bunları yaparken, insanları ‘demokratik ve laik bir cumhuriyette’ yaşadıklarına inandırdı. Ama yalanlar ve tabular yıkılmaya mahkûmdur. Bu gün Türkiye’nin yaşadığı sancılar, sisteme baştan beri egemen olan güçlerin dışladıkları kesimlerin artık sistemi zorlamasıdır. Yaşananlar iktidar mücadelesidir. Dışlanan ‘İslamcılar’ kısmen iktidarı ellerinde tutuyorlar bugün. İktidara ortak olmak için merkeze gelip yerleştiler ve zoraki de olsa Batı’ya yöneldiler. ‘Esas’ egemenler direniyorlar. Kürtler de siyaset yapmaya başlayacak. Onlar da iktidardan paylarını almak için, sistemi yönlendirenler arasına girmek için çalışacaklar. Ve‘sistem’ normalleşecek. Sancılı olacak ama demokratikleşecek. Bu güne kadar sistemden dışlananlar gerçekten demokratik, gerçekten laik yeni bir ‘sistem’ için mücadele edecekler.

Elbette AKP’nin gönülden bir demokrasi mücadelesi verdiğini falan iddia etmiyorum. İktidarını korumak için zorunlu olarak bazı tabulara ve ‘esas’ egemenlerin çarklarına çomak sokuyor. Türkiye’nin bence lehine işleyen bu iktidar kavgasını ‘Türkiye, başka bir ülke olacak’ (Türkiye İran olacak paranoyasının Temelkuran’daki tezahürü) ya da ‘ Bir insan modeli yaratılıyor ve Batılı, laik, demokratik değerlerle yetiştirilmiş insanları sistem kusmaya hazırlanıyor’ (Laiklik elden gidecek-sanki varmış gibi- ,şeriat gelecek, kızların zorla kafasını kapatacaklar vs. paranoyalarının Temelkuran’daki tezahürü) gibi yorumlamak Türkiye’deki değişimi, değişim çabasını ya da yaşanmakta olan Türkiye’nin yararına olacak bu iktidar mücadelesini doğru okuyamamaktır.