23 Mayıs 2008 Cuma

BÜYÜKLERE MASALLAR


Hasan Erdoğan adında bir amca varmış. 73 yaşındaymış. Kaymakamın odasında sigara yasağına sevinirken,ki kendisi 53 yıllık tiryakiymiş; ‘Eğer sigara zehirliyorsa, öldürücü bir madde ise Cumhuriyet Savcıları görevlerini yapsın. Diğer zehirli maddelerle ilgili olarak uğraştıkları gibi savcılar bu duruma el atıp bu konuyla da uğraşsınlar. Savcılar bu konuda görevlerini yapmıyorlar’ demiş. O sırada odada Cumhuriyet Başsavcısı Fetih Ahmet Tosun da(allah allah,ismi ve ünvanıyla ezer adamı) varmış. Bu gayet sıradan sohbetin ardından kaymaklıktan kahveye dönen Hasan Amca'yı bir süre sonra polisler karakola götürmüşler. Hasan Amca'yı beş saat karakolda tutup,ifadesini almışlar.(sorgulanırken ne Hasan Amca,ne polisler hiç sigara içmemiş,yasakmış...)
Amcamız avukatından 301. maddeden şuçlandığını öğrenmiş.
Bu masalımızdan çıkaracağımız kıssadan hisse;
DÜŞÜNMEYİN!
En ufak bir konu hakkında bile konuşmayın!
Bir yerlerde bir savcı olabilir ve sizi duyabilir!
KONUŞMAYIN!
SUSUN!
şşşşşşşşşşşş...
301 çok büyüdü. Siz küçücüksünüz. Artık öyle kitap yazmanıza,gazetelere açıklama yapmanıza gerek yok şöyle 'amaan sigara yasağı da...' ya da 'bu belediye de...' veyahut 'bu sular neden kesik?..' yani ne bileyim öyle sıradan şeyler bile söylemeyin.
Küçüksünüz!DEVLET büyük!
Düşünmeyin dedim ya!
Hadi yatın şimdi.
İyi uykular.
301 kere maşallah...

15 Mayıs 2008 Perşembe

Ğ VİTAMİNİ


Kanaltürk, AKP'ye yakınlığıyla bilinen muhafazakar bir gruba satılınca Tuncay Özkan'ın 'onurlu!' mücadelesinin ne kadar onurlu olduğu ortaya çıktı. Muhalif bir kanalın iktidar baskısıyla mali krize girmesi tabi ki hoşgörülür bir şey değil.Ama Tuncay Özkan'ın da insanları kandırmasına tahammül edemiyorum.Satmasaydım haraç meraç satılacaktı diyor Tuncay Özkan.Kanalın diğer ortağı Kerimcan Bey ile birlikte ağlamaklı bağırıyor:'kanımızın son damlasına kadar savaştık'. Yemezler. Bıraksaydın satılsaydı. En azılı muhalifliğini yaptığın bir partiye, bir duruşa, fettuhlah gülen'e yakınlığıyla bilinen birinin şirketine satarsan kanalını, kimse senin durduğun yerin sağlamlığını,senin ne ayak olduğunu anlamaz. sonra da platformun bizkaçkişiyiz'den bizkaçlirayız diye gazetelere manşet olur. Sen en hafif deyimiyle tutarlı davranmazsan ti'ye alınmayı da içine sindireceksin. Öyle ekranlardan bağırmakla bazı şeylerin üstünü kapatamazsın ancak birkaç saf dilliyi kandırırsın o kadar!
Satıştan sonra(ama harbi,her anlamıyla SATIŞ) bizkaçkişiyiz paltformundan da çok doğal olarak tepkiler yükseldi. Geçen kanaltürkte platformun bilmemnere temsilcisi diyor ki ' biz milyonlarız. içimizden provakatörler çıkmış olabilir onlar olsa olsa yüz kişidir'.SATIŞA haklı olarak tepki gösterenleri kastediyor.Buyrun bakalım. Daha kendine destek verenlerin içinden farklı ama haklı bir tepki verenlere tahammülsüz bu hareketin! nasıl bir siyaset algısı olduğu açık.
Tuncay Özkan şu partiyi kursa da kendisi de rahatlasa millet de
muhalefet muhalefettir, iyisi kötüsü olmaz derseniz eyvallah
ama biline ki böyle muhalefet olmaz!
Tuncay Özkan'a kaldıysa bu memleket,halimiz harap!
Son olarak 'ulusalcılar' a daha akıllı adamlar bulmalarını tavsiye eder,Cemal Süreya'nın bir şiiriyle sözlerime son veririm;
Ğ VİTAMİNİ
bilginlerimiz sağolsunlar
bir vitamin buldular
çalışınca azıcık;
yumuşak G vitamini:
ulusalcılık!

12 Mayıs 2008 Pazartesi

ANLAYIŞ FARKI 'YORUM FARKI'NA BENZEMEZ


e 2'de 'the ellen degeneres show' adında bir program var. Ellen Degerenes bir komedyen ayrıca emmy ödüllü bir sunucu. Bizde sabahları tv'yi Seda Sayan işgal ederken başka yerlerde başka programlar yapılıyor tabi. Ellen Degerenes her sabah programında gündemden olayları ti'ye alıyor. Bir senatör homoseksüellik hakkında bir yerde bir konuşma yapmış ve bu kayıt edilip internete düşmüş. Dünkü programında Ellen Degerenes bu senatörü ti'ye alıyordu.Diyordu ki ''bazen böylelerini görünce nesli tükenmiş kuşları izler gibi oluyorum''. Senatör şöyle buyuruyor'' tarihte homoseksüelliğe hoşgörü göstermiş hiçbir toplum yaşayamamıştır. Şu an bunlar ilkokulda okuyan çocuklarımızı bile etki altına almak istiyorlar''Tam bu cümleler olmasa da buna yakın şeyler söylüyor. Bu konuşmayı dinlerken showa katılan seyirciler sanki bir ucubeyi dinliyorlarmış gibi bir ifade takındılar suratlarına,'ne diyor bu yahu?' gibilerinden.Şaşırdım.Çünkü senatörün bu konuşması burda dinletilse, dinleyenler büyük ihtimalle senatöre hak verir,lezbiyen-gay düşmanlıkları alevlenir,içlerindeki küçük faşistler harekete geçer,en iyi ihtimalle okuldaki çocukları için endişelenirler.
En büyük bombayı o gün Ellen Degerenes'in konuğu yine bir kadın komedyen-ismini bilmiyorum- patlattı. Aynen şunları dedi;''Senatörü dinleyince şunları düşündüm:Senatör bence gelecek seçimlerde hükümete girsin.Homoseksüellerin bu kadar büyük bir tehlike olduğunu düşündüğüne göre, belki Iraktan askerlerimizi çekip,Hollywood'u işgal eder.Bu da hiçolmazsa Irak'tan çekilmek için bir neden olur!''
Programı izlerken neden diye düşündüm;'neden bizim böyle sistemi,iktidarı eleştirecek popüler komedyenlerimiz, neden bizim hiç böyle lafını esirgemeyen kadın komedyenimiz yok?'
resim:Ellen Degerenes.

2 Mayıs 2008 Cuma

BIYIKLI VE ARKADAŞI HIZLI KONUŞUR GEÇ ANLAR


Dün 1 Mayıs'tı.İşçinin ve emekçinin bayramı.Sokaklarda yine 'devlet terörü' vardı.Bıyıklı ve hızlı konuşur geç anlar ve tabi ki onları atayan iktidar gerdikçe gerdikleri ortamı sonunda bayram olmaktan çıkardı.Gaz bombası atıldı durdu olmadık her yere.Hiç kimse polisi durduramadı.Polis teşkilatının 163. kuruluş yılı için hazırlanan afişlerdeki polise hiç benzemiyordu sokak aralarında job sallayan robocoplar.Hadi diyelim Taksime girişi engellediniz,ÖDP'nin önünde bekleyen gençlere,Disk binasının önündeki işçilere ya da yoldan geçen olaylarla hiç ilgisi olmayan insanlara ne diye şiddet uygulandı.Bu job bu memleketin insanlarına reva mıdır? Kaderimiz mi? Biz zorunlu muyuz bu bıyıklıya,hızlı konuşur geç anlara? Ya bu demokrasi özürlü politikacılara-iktidarlara. Avrupa'yı geçtim,Irak'ta Hindistan'da bile daha sakindi sular.Sular köpürten özürlü iktidar, bıyıklı ve hızlı konuşur geç anlar, biz sizler tarafından yönetilmek için ne yaptık?Sizin kadar yeteneksizleri haketmiyoruz.Biz bu polisi,bu polis kanununu,bu iktidar partisini,bu muhalefeti,bu bıyıklıyı,bu hızlı konuşur geç anları,bu sakat demokrasiyi,eksik özgürlük ortamını haketmiyoruz.

Biz sizi sevmiyoruz!

Sen de kes şu bıyıklarını,çorba içerken KIRMIZI oluyor.

sahi çorba mı o?