elmalılı muhammed hamdi yazır efendinin irşadü'l ahlaf fi ahkami'l evkaf adlı eserinde anlatıldığına göre israfil'in müziğe olan ilgisini bilen yüce yaradan israfil meleği yanına çağırır;
-'ya israfil benim 99 ismim var. onlardan biri mucib, bilir misin anlamını?'
-'ya israfil benim 99 ismim var. onlardan biri mucib, bilir misin anlamını?'
-'bilmez miyim ya resul' der israfil 'siz mucib isminizle müsemma, size yalvaranların isteklerine icabet eden ve karşılık verensiniz.'
-'bu yüzden seni çağırdım. bilirim ki müziğe karşı büyük bir tutkun vardır. içindeki musikiyi dışarı vurmak istersin. ve yine bilirim ki bu işe yeteneğin de vardır. içindeki musikiyi cennet ahalisinin kulaklarına nakış etmen için, nicedir sessizlikten kulaklarda oluşan pası pür-ü pak etmen için, sana sur denen bu gördüğün aleti veriyorum. dileklerini yerine getiriyorum.
-'her iki dünyanın yaratıcısı yüce rabbim geceleri uyumadan önce ettiğim duaları, uyuduktan sonra görüp hayra yorduğum rüyaları boşa çıkarmadığınız için size minnettarım. '
-'ya israfil sur'un anlamını bilir misin?' der müteali yaradan. israfilin boş gözlerle baktığını görünce devam eder.'sur,hem talih,hem de alınyazısı demektir. yani sen sur'a üfleme talihine sahip olmakla alın yazını da değiştirdin. senin artık bir görevin de var, o gün geldiğinde(israfil kıyamet günü olduğunu anlamıştı.) bu sur'a dügah sesinden üfleyeceksin. sakın kendi yaptığın musikilerde karar sesi olarak dügah kullanma, yoksa her iki dünyayı da kıyamete sürüklersin.'
ibn'i kesir'in tefsiru'l kur'an'il azim adlı eserinde anlatıdığına göre, israfil,rabbinden büyük teveccüh görmüş olmanın verdiği mutluluk ile nurlu rabbinin yanından ayrıldı. her gün yapacak pek bir işi de olmadığından vaktinin büyük bir çoğunluğunu geçirdiği ulu bir çınarın altına, huzur içinde uzandı. her gün burda içinden gelen musikiyi dinler,bazen keyfi yerindeyse ıslıkla terennüm ederdi. neşe içinde sur'a baktı. artık içindeki musikiyi dışarıya çıkarabilecekti. musikinin içine nakış etmesini beklerken yaradanla yaptığı konuşma aklına geldi. rabbine 'ya resul ben bu aleti çalmayı bilmiyorum ki' demişti. yaradan şöyle cevap vermişti:'ya israfil bilirsin benim bir ismim de mubdi'dir. yani hiç yoktan var ederim, yaratırım. sende olmayan bigiyi de yaratır senin içine koyabilirim!' israfil düşüncelerle uyumak üzereydi ki birden gözlerini açtı. kulaklarında bir musiki işitmeye başladı. içindeki ses terennüm eylemeye başlamıştı. hemen sur'u eline aldı. tam çalmaya başlayacaktı ki içinde terrenüm eyleyen bu musikinin karar sesinin dügah olduğunun farkına vardı. o zaman bu musikiyi çalamazdı. yoksa allah korusun kıyameti koparır, rabbinin öfkesini üstüne çekerdi
israfil hiçbir zaman sur'u üfleyemedi. her gün umutla o çınarın altına gidiyor, içindeki musikinin terennüm eylemesini bekliyor, tam sur'u eline alıp çalacağı sırada kulağında işittiği musikinin karar sesinin dügah olduğunu anlıyordu. israfil'in içinde duyduğu her musikinin karar sesi dügahtı.
israfil o çınarın altında herkesin ödünü kopartan o günü(okuyucu kıyamet günü olduğunu hemen anlamıştı) sabırsızlıkla bekliyor. sur'u bir kere olsun üfleyebilmek için!
ibn'i kesir'in tefsiru'l kur'an'il azim adlı eserinde anlatıdığına göre, israfil,rabbinden büyük teveccüh görmüş olmanın verdiği mutluluk ile nurlu rabbinin yanından ayrıldı. her gün yapacak pek bir işi de olmadığından vaktinin büyük bir çoğunluğunu geçirdiği ulu bir çınarın altına, huzur içinde uzandı. her gün burda içinden gelen musikiyi dinler,bazen keyfi yerindeyse ıslıkla terennüm ederdi. neşe içinde sur'a baktı. artık içindeki musikiyi dışarıya çıkarabilecekti. musikinin içine nakış etmesini beklerken yaradanla yaptığı konuşma aklına geldi. rabbine 'ya resul ben bu aleti çalmayı bilmiyorum ki' demişti. yaradan şöyle cevap vermişti:'ya israfil bilirsin benim bir ismim de mubdi'dir. yani hiç yoktan var ederim, yaratırım. sende olmayan bigiyi de yaratır senin içine koyabilirim!' israfil düşüncelerle uyumak üzereydi ki birden gözlerini açtı. kulaklarında bir musiki işitmeye başladı. içindeki ses terennüm eylemeye başlamıştı. hemen sur'u eline aldı. tam çalmaya başlayacaktı ki içinde terrenüm eyleyen bu musikinin karar sesinin dügah olduğunun farkına vardı. o zaman bu musikiyi çalamazdı. yoksa allah korusun kıyameti koparır, rabbinin öfkesini üstüne çekerdi
israfil hiçbir zaman sur'u üfleyemedi. her gün umutla o çınarın altına gidiyor, içindeki musikinin terennüm eylemesini bekliyor, tam sur'u eline alıp çalacağı sırada kulağında işittiği musikinin karar sesinin dügah olduğunu anlıyordu. israfil'in içinde duyduğu her musikinin karar sesi dügahtı.
israfil o çınarın altında herkesin ödünü kopartan o günü(okuyucu kıyamet günü olduğunu hemen anlamıştı) sabırsızlıkla bekliyor. sur'u bir kere olsun üfleyebilmek için!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder