Açılım harbiden açılacaksa;1- İyi Kürt-Kötü Kürt ayrımından vazgeçilmeli; Ahmet Türk, Emine Ayna, Abdullah Öcalan hepsinin muhatap alınması çözüm için gereklidir.
2- Abdullah Öcalan gerçeği kabullenilmeli; beğenin beğenmeyin Kürt halkının büyük bir bölümü için önemli bir figür. Onu bu işin içine katmadan terörü bitirip barışı sağlamak imkânsıza yakın bir ihtimal. Savaşan bir tarafı dışarıda bırakarak barış getirmek izah edilebilir bir durum değildir. Savaştığınla barışırsın. Dolayısıyla Öcalan ve PKK barış sürecinde dışarıda bırakılmaması gereken taraflardır. Aslına bakılırsa Öcalan, PKK, DTP(şimdi BDP) hepsi aynı taraftır. Ayrılın demek hiç gerçekleşmeyecek, gerçekleşemeyecek bir istekte bulunup, barış sürecinin önünü tıkamak demektir.
3- Mecliste siyaset yapmayı seçmiş Kürtler sahiplenilmeli, düşünce ve vicdan özgürlüklerine şartsız destek verilmeli ve dayatmalarda bulunulmamalı.
4- ‘Kandırılmış Kürtler’ söyleminden vazgeçilmeli; ne polise taş atan çocuklar ne de dağa çıkan insanlar kandırılmış. İnsanlar dağa çıkıyor ve sokaklarda polisle çatışıyorlarsa ortada bir sorun olduğu içindir.
5- ‘Bin yıldır kardeşiz’ ‘Kürtlere ne zaman ayrımcılık yapıldı?’ gibi gerçeklerle bağdaşmayan laf ebeliklerinden vazgeçilmeli. Tarihsel gerçekler, işlenilen suçlar, yapılan hatalar kabul edilmeli.
6- Kürt halkının uzaydan gelmediği bu toplumun genel rahatsızlıklarından onların da muzdarip olduğu unutulmamalı; yani Kürt hareketine siyasi bir eleştiri getirirken(diyelim ki liderlerini çok fazla önemsiyorlar eleştirisi) aynı eleştiriyi kendimize de yöneltmeli, kusurları sadece Kürtlerin kusuruymuş gibi göstermekten vazgeçilmeli.
7- Tüm bu gerçekleri görüp, bu gerçeklere uygun olarak gereken reformlar radikal bir şekilde gerçekleştirilmeli, iki adım ileri bir adım geri atarak değil.
Ben bir dahi falan değilim. Bunlar apaçık ortada olan gerçekler. Bırakın bir vicdanı, pratik bir akla sahip herkesin barışın gelmesi için gerekli bu apaçık gerçekleri görmemesi hayret verici. Tabi bir de barış gelirse ideolojilerini/siyaset zeminlerini/var olma sebeplerini kaybedecekler var; yani barışı istemeyenler. Onlar savaş çığırtkanlığı yapmaya devam edecekler, hem de ‘biz de barış istiyoruz’ yalanını utanmadan söyleyerek. Gerçekten barış isteyip yukarıdaki gerçekleri görmeyenler ise bir akıl tutulması içindeler ve savaş çığırtkanlarının ekmeğine yağ sürmekteler.
Barışın gelmesini gerçekten istiyor muyuz istemiyor muyuz, işte bütün mesele bu!
1 yorum:
saydığın maddelere bir kaç itirazım olacak burakcım mesela abdullah öcalan'ı barışla bağdaştırmak bana olası gelmiyor çünkü kendisi yıllardır silahla anılmış ve öle ya da böyle binlerce insan öldürmüş bir örgütün lideri kürt halkını düşünürken buna itiraz edecek türk halkınıda düşünmek lazım kalıcı barış isteniyorsa.ahmet türk'ü ayrı yere koyuyorum düzgün bir siyasi fakat mecliste kalmamızı abdullah öcalan istedi demek ne kadar demokratiklik oda tartışılır,eski adıyla dtp yeni adıyla bdp söylemleriyle aslında hiç sorumlu davranmıyor özellikle emine ayna bu konuda bence asıl barış istemiyenlerden gibi geliyor bana ve milliyetçilikle bizimde her zaman eleştirdiğimiz egemen türk kökenlilerden farkları yok.ben bu tip konularda her kesin karşılıklı birer adım atması taraftarıyım yoksa bir taraftan çok adım beklemek olası değil aksine çözümsüzlük
Yorum Gönder