
“Birini öldürmenin çeşitli yolları vardır. Karnına bir bıçak saplarsınız, ekmeğini çalarsınız, hastalığını sağaltmazsınız, berbat bir evde yaşatırsınız, ölümüne çalıştırırsınız, intihara sürüklersiniz, savaşa yollarsınız, vb. Memleketimizde bunların çok azı yasaktır.” Demiş Brecht. Aslında tüm bunların dünyada çok azı yasaktır. Küçük bir azınlık dışında insanlar ölmemek için mücadele ediyor. O yüzden ‘yaşıyoruz’ diyemeyiz. Tüm amacımız berbat bir evde yaşamamak, karnımızı doyurmak, hastalandığımızda sağlığımıza kavuşabilmek için ‘para’ kazanmak.
Ne acıdır ki insanlığın büyük çoğunluğunun tüm hayatı para kazanmak için ‘çalışmakla’ geçiyor. Kendisi için, başkaları için, dünya için hiçbir şey yapmadan. Elbette insanlar ‘çalışıp’ para kazanırken kendileri için çalıştıklarını düşünüyorlar. Oysa kendileri ve dünya için yaptıkları hiçbir şey yok. 25 yaşında bir genci düşünün. Okumuş ve bir bankada ya da şirkette iş bulmuş. Ve diyelim ki 60 yaşına kadar çalışacak. Koca 35 yıl sizce kimin için çalışacak? Elbette ‘para’ kazanacak, ev alacak, araba alacak ve zaten tüketebildiği sürece bu soruyu kendine sormayacak. Her gün çalıştığı bankaya ya da şirkete gidip gelen, günün 10-12 saatini ve haftanın 6 gününü ‘çalışmakla’ geçiren biri kendisi, hayatı ve başkaları için ne yapabilir? Ne üretebilir? Ya da ne kadar tembellik yapma hakkı vardır? Gezmeye, dolaşmaya, okumaya, aşk yaşamaya ne kadar zamanı vardır? Banka ya da şirket ‘yönetiminin’ ona verdiği izin aralığında tüm bunları yapabilir? Haftada bir gün ya da yılda iki hafta… Yani, onların izin verdiği aralıkta yaşayacaksın! Geri kalan hayatını onlara vereceksin. Onlar senin yerine yaşasın diye! Tabi hayatın karşılığında ‘para’ alacaksın. Para kazanmaya buralarda ‘hayatını kazanmak’ da deniyor. Oysa hayatını kaybediyorsun!
Sahilde oturmuş kitap okurken bir amca yanıma geldi ve okuduğum kitabı göstererek ‘ben de gençken komünisttim’ dedi. Belli ki artık değildi. Doğuyoruz, belli bir yaştan sonra yaşamımızın geri kalanını para kazanmak için harcıyoruz, sonra ölüyoruz. Tabi yaşamımızı harcarken arada para da harcıyoruz, kazanabildiğimiz kadar rahatlıyoruz, bu rahatlama biz de uyuşturucu bir etki yapıyor ve sosyalizmden vazgeçiyoruz. Gençken ateşli komünist olup para kazanmaya başlayınca ‘liberalleşenleri’ böyle açıklayabiliriz sanırım.
Son olarak şunu söyleyebilirim; yaşamı geri kazanmak ve gerçekten yaşamak için tek yol kapitalist sistemi değiştirmek. Başka bir çözüm yok!
1 yorum:
"kıralım zincirleri"mizi ama nasıl:))onca yıl oku oku oku ne için; sadece askeri ücretle başlanılmış, yıllaaar geçtikçe daha iyi bir mevkiye gelebilme ve daha çok "para" kazanarak "hayatlarımızı biraz daha satabilmek"...
Lanet olası kapitalist sistemi değiştirmek için malesef önce beklentilerimizi, ailelerimizin bizi yıllarca besleyip büyütüp "adam etme" beklentilerini karşılayabilmemiz gerek sanırım!
bu olacak mı? Biz içten içe beslediğimiz bu umutlara bir gün kavuşabilecek miyiz? ve ben yeni başladığım işimi pazartesi gidip bırakabilecek miyim acabaaaa?:)))
umutluyum, umutluyuz!... :)
Yorum Gönder