15 Kasım 2008 Cumartesi

TERÖR VE İKTİDAR

‘…Çocuğun ‘kötülüğü’ bir düşman olmaktan çok bir dayanaktır; bu kötülük pekâlâ yok edilmesi gereken bir uygunsuzluk olarak gösterilebilir. Ancak insanların böylesine umutsuz ve başarısızlığa mahkûm bir işe kendilerini bu derece vakfetmiş olmaları, bu kusurun tümüyle yok olmasının değil görünürle görünmez arası bir yerde kalmasının ve çoğalmasının istendiği kuşkusu uyandırır. Tüm bu arka çıkma tavrı boyunca, iktidar ilerler, duraklarını ve etkilerini çoğaltır; bu arada hedefi de kendisiyle aynı tempoda gerçeğin içine dalarak genişler, bölünür, dal budak salar. Görünürde söz konusu olan bir engelleme tertibatıdır; gerçekte ise çocuğun çevresine, tanımlanmamış bir nüfuz hattı örülmüştür… ‘
Yukarıdaki paragraf Michel Foucault’ya ait. Cinselliğin Tarihi adlı kitabındaki bu paragrafta Foucault; iktidarın(bahsettiği toplumsal iktidar) bir kötülüğü (bu paragrafta çocuğun kötülüğü: cinsel sapkınlık, mastürbasyon vs.) engellemeye çalışırken aslında onu gerçekten engellemek ya da yok etmek amacında olmayacağını, çünkü o kötülüğün varlığıyla aslında iktidarını pekiştirdiğini anlatıyor.
Şimdi; yukarıdaki paragrafta çocuğun kötülüğünü biz ‘terör sorunu’ olarak belirleyelim ve paragrafı yeniden yazalım:
‘’Çocuğun ‘kötülüğü’(bizim paragrafımızda terör sorunu) bir düşman olmaktan çok (iktidara: aklınıza hem devleti, hem hükümetleri, hem genelkurmayı, hem de toplumsal iktidarı getirebilirsiniz) bir dayanaktır; bu kötülük pekâlâ yok edilmesi gereken bir uygunsuzluk olarak gösterilebilir(bizim örneğimiz de öyle de olabilir). Ancak insanların böylesine umutsuz ve başarısızlığa mahkûm bir işe (terörün inatla askeri yollarla çözülmeye çalışılması) kendilerini bu derece vakfetmiş olmaları ,bu kusurun(terörün) tümüyle yok olmasının değil görünürle görünmez arası bir yerde kalmasının ve çoğalmasının istendiği kuşkusu uyandırır. Tüm bu arka çıkma tavrı boyunca, iktidar ilerler duraklarını ve etkilerini çoğaltır; bu arada hedefi de kendisiyle aynı tempoda gerçeğin içine dalarak genişler, bölünür, dal budak salar(terörün bir türlü bitmemesi). Görünürde söz konusu olan bir engelleme tertibatıdır; gerçekte ise çocuğun (toplumun, Kürt halkının, resmi ideolojinin dışında düşünenlerin, barış isteyen solun) çevresine tanımlanmamış bir nüfuz hattı örülmüştür… ‘’
İktidarlarını pekiştirmek, toplumun çevresine ördükleri nüfuzu kaybetmemek için terör sorununu yıllarca çözümsüz bırakanların beceriksiz ya da kafası çalışmadığı için terör sorununu çözemediklerini düşünmek herhalde saflık olur.
Bilmem anlatabildim mi?

Hiç yorum yok: