25 Ocak 2009 tarihli Radikal-2’de yayımlanan, İbrahim Kaya’nın ‘’Hiçbir zaman Kemalist olmadık!’’ başlıklı yazısına (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=918348&Date=25.01.2009&CategoryID=42) gıyabında gerekli bir cevaptır:En sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeyim ve ruhumu kurtarayım. İbrahim Kaya’nın bu yazısı; değişen, tabularını kırmaya başlayan, konuşan ve yıllardır sustuğu konularda daha da gür sesle konuşacak olan Türkiye halkına, yeni bir şey söyleyemeyecek, giderek radikalleşecek, kaldıysa biraz kalmış etkisini ve en sonunda da egemenliğini kaybedecek Kemalizm’i, yeni bir şeymiş gibi, yanlış anlaşılmış ve hakkında yapılan eleştiriler bu yüzdenmiş gibi gösterme çabasıdır. Naif bir Kemalist’in sınıfta kalmış bir öğrenci olan Kemalizm’i kurtarma yazı(lı)sıdır. Ama anlaşılıyor ki bu derse iyi çalışılmamış. Yardımcı olalım:
İbrahim Kaya Kemalizm’i ‘ilk ve kapsamlı Batılı olmayan modernlik projesi’ olarak tanımlıyor yazısında. Kaya’ya ya da Kaya’nın Kemalizm yorumuna göre ‘modern bir devlet’ olabilmenin şartı; hem sömürmeyen yani emperyalist olmayan ve tabi aynı zamanda sömürülmeyen yani ‘tam bağımsız’ olan bir devlet olabilmek. ‘Batı emperyalist olduğu için ‘modern’ değildir, Türkiye ise tam bağımsız olamadığı için modernleşememiştir’ demeye getiriyor. İyi güzel de, bu sömüren devletler ve sömürülen devletler ayrımı ve buna dayalı bir modern devlet tanımı çok yüzeysel ve sorunlu değil mi? Sözgelimi; ‘sömüren devletlerin’ içinde sömürülen sınıflar, ‘sömürülen devletlerin’ içinde sömüren sınıflar yok mudur? O sizin dediğiniz ayrım sömüren ve sömürülen sınıflar olmasın? Nasıl ki başka bir dünya mümkünse, başka bir anti-emperyalizm de mümkün! Siz Kemalistler ne zaman anlayacaksınız bu durumu? Kemalizm’i Mustafa Kemal’in kemiklerini sızlatacak biçimde Batı karşıtlığına çevirip, ‘Batılı olmayan modernleşme projesi’ ilan ediyorsunuz. Amenna! Peki, nasıl bir modernleşme projesidir, bu Kemalizm’in modernleşme projesi? Dünyada örnek olarak gösterebileceğiniz bu yolla(Batılı olmayan bir projeyle) modernleşmiş toplumlar var mıdır? Yoksa modernleşme başarısını, hepimiz Kemalist olmayı becerebilseydik, sadece ‘yalnız ve güzel’ ülkemiz mi başaracaktı? Hoş, bir modernleşme budalası değilim lakin merak etmiyor da değilim tüm bu soruların cevaplarını!
Devam edelim. Kemalizm Kaya’ya göre bir ‘insan-özne’ yaratma projesiymiş. Evet, Kemalizm ulus-devlet kurma adına kendi kafasındaki ‘özneyi’ yaratmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Türk ve Sünni Müslüman(tabi Kemalist sınırlar içinde bir Müslüman) ‘özne’ yaratımı! Kaya diyor ki ‘’Kemalist Cumhuriyet ideali hiçbir biçimde ‘kültürleri’ kendine muhatap almadı’. Gerçekten Kemalizm için gurur verici bir özellik! Kendi kafasındaki tanıma uymayan ‘kültüre’ ‘dile’ sahip olanları düşman belledi. Sadece anadilini konuşmak isteyen ve bunu dile getirenleri hapislerinde tuttu. Kaya ise bu durumu olumluyor ve Kemalizm’in birey yaratma projesine, bireye öncelik vermesine(!) övgüler düzüyor. Ama Kemalist projenin daha ana dilini konuşmasına izin vermediği vatandaşını nasıl birey yapacağını anlatmıyor. Dahası, ‘Kemalist Cumhuriyet İdeali’ programlı bir şekilde uyguladığı zulümle istediği gibi olmayan ‘öznelerini’ doğdukları topraklardan kaçmak zorunda bırakırken, Kaya tüm bu acıları yaşayanlarla dalga geçer gibi, hala yeterince ulus devlet olamayışımızdan yakınıyor. Kaya’ya göre ne zaman ulus devlet olacağız ben biliyorum: Herkes Türkçe konuşunca ve elbette Kemalist olunca! Ya sev ya terk et! İşine gelirse! Kaya yazısı boyunca modern olana o kadar takılmış ki post-modern tartışmalardan, ulus devletlerin tartışmaya açıldığından, yeni cemaatçilik tartışmalarından bihaber görünüyor. Ya da öyleymiş gibi davranıyor.
Daha söylenecek çok şey var elbette. Kaya’nın yazısının elle tutulur hiçbir yanı yok. İbrahim Kaya, bu toprakların yaşadığı acıların hesabı, kraldan çok kralcı Kemalistlerden sorulmasın diye büyük bir uyanıklıkla ‘Hiçbir zaman Kemalist olmadık canım! Şaka yaptık yahu!’ ana fikir(siz)li bir yazı yazmış. Bu yazılar çok yazılacak. Sıradanlaşacak. Cevap bile vermeyeceğiz zamanla. Gülüp geçeceğiz. Ama bu bir ilk cevaptır. Kayıtlara geçsin. Aklımın yettiğince yazdım. Elbette biliyorum her şeye yetmiyor aklım. Ama içimden bir yerden hissediyorum. Şimdiki yetersiz aklımın hayal ettiği Türkiye’de bazıları ellerine kalem almaya utanacak! Bunu önce kendilerine saygısızlık sayacak! Ama elbette mutlu olacaklar. Hep beraber daha güzel bir Türkiye’de yaşayacağız. Çünkü onlar da ‘tehlikenin’ farkında! Onlara inat, onlara rağmen tabularımızı yıkıyoruz, konuşuyoruz, geçmişle ve elbette Kemalizm ile hesaplaşıyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder